Karar belgesi

Kararı cihazınıza indirin

Kararın özetini ve tam metnini ERGÜR Hukuk Ofisi kurumsal belge formatında indirebilirsiniz.

Yüksek Yargı Kararı

Adi ortaklıkta tasfiye payı eksik inceleme ile belirlenemez ve sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminat doğurmaz

Uyuşmazlık, adi ortaklık niteliğindeki sözleşmeden kaynaklanan kâr payı alacağı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay, adi ortaklığın aktifinin yalnızca davalının banka hesaplarındaki gelir üzerinden belirlenmesini yeterli görmemiş; davacının da program satışlarından elde ettiği gelirlerin ticari defter ve kayıtlar incelenerek hesaba katılması, giderler düşüldükten sonra sözleşmedeki paylaşım oranına gör…

Mahkeme Yüksek Yargı Kararı
ERGÜR AI karar özeti

Kararın Özeti

Uyuşmazlık, adi ortaklık niteliğindeki sözleşmeden kaynaklanan kâr payı alacağı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay, adi ortaklığın aktifinin yalnızca davalının banka hesaplarındaki gelir üzerinden belirlenmesini yeterli görmemiş; davacının da program satışlarından elde ettiği gelirlerin ticari defter ve kayıtlar incelenerek hesaba katılması, giderler düşüldükten sonra sözleşmedeki paylaşım oranına gör…

Kararın yayımlanan metni

Tam Karar Metni

Kararın Özeti

Uyuşmazlık, adi ortaklık niteliğindeki sözleşmeden kaynaklanan kâr payı alacağı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay, adi ortaklığın aktifinin yalnızca davalının banka hesaplarındaki gelir üzerinden belirlenmesini yeterli görmemiş; davacının da program satışlarından elde ettiği gelirlerin ticari defter ve kayıtlar incelenerek hesaba katılması, giderler düşüldükten sonra sözleşmedeki paylaşım oranına göre tasfiye payının belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca davalının sözleşmeye aykırı satış yapmasının, davacı şirketin kişilik haklarına haksız saldırı niteliğinde olmadığı ve bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir. Bu gerekçelerle hüküm davalı yararına bozulmuştur.

Karar Bilgileri

Kararın Tam Metni

YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
Tarih: 24.12.2018 Esas: 2018/2282 Karar: 2018/5240
Adi Ortaklık Sözleşmesi - Borçlar Kanunu - Maddi Manevi
Tazminat
Özet:
Davacıya adi ortaklık ilişkisinin devam ettiği döneme ait ticari defter, kayıt belgeleri ibraz ettirilerek
ve bilirkişi heyetine mali müşavir de dahil edilip davacının adi ortaklık ilişkisi nedeniyle program
satarak elde ettiği gelir miktarı da en az dava dilekçesinde kabul ettiği miktar ve birim fiyat üzerinden
hesaplanıp adi ortaklığın toplam aktifi belirlendikten sonra bu gelirin elde edilmesi için yapılan veya
yapılması gereken masraf ve giderler düşüldükten sonra taraflar arasındaki sözleşmede
kararlaştırılan paylaşım oranı uyarınca davacının istemekte haklı olduğu tasfiye payı alacağı
konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp maddi tazminat istemine yönelik olarak
davanın sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme ile kâr payı alacağı ile yazılı şekilde hüküm
tesisi doğru olmamıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 98/II.
maddesindeki yollama nedeniyle haksız fiilden ... sorumluluğa ilişkin hükümler kıyasen sözleşmeye
aykırılık hallerinde de uygulanır ise de; aynı Kanunun 49. maddesi hükmünce manevi tazminata
hükmedilebilmesi için sözleşmeye aykırılık hallerinin, karşı tarafın kişilik haklarına haksız bir saldırı
oluşturması gerekir.
Mahkemesi : Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili
tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki
kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan kâr payı alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kâr payı alacağı yönünden
kısmen kabulüne, manevi tazminat hakkında verilen karar kesinleşmiş olmakla yeniden karar
verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş
olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin
kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı, davalının adi ortaklık sözleşmesi mahiyetindeki 16.07.2005 tarihli "özel anlaşmadır"
başlıklı sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle uğradığını iddia ettiği 10.000, 00 TL maddi,
20.000, 00 TL de manevi zararlarının tazminini istemiştir. Davalı ise cevap dilekçesi diğer
savunmalarında sözleşme hükümlerinin öncelikle davacı tarafça ihlal edildiğini sürerek davanın
reddini talep etmiştir. Mahkemece maddi tazminat talebiyle ilgili ıslah da gözetilerek, davalının
sözleşme konusu programları bizzat satarak elde ettiği gelir olarak tespit edilen 23.460-TL maddi
tazminat ile 10.000, 00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalının temyizi
üzerine bu karar Dairemizin 09.02.2016 gün, 2016/94 Esas, 2016/816 Karar sayılı ilamıyla
uyuşmazlığın 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklı
hükümlerine uygun olarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda çözülmesi gerektiği belirtilerek
bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra bilirkişiden ek rapor alınmış, ilk kararda
hüküm altına alınan davalının program satışından elde ettiği belirlenen gelirin sözleşmedeki
paylaşım oranına göre davacı şirkete düşen %75'i olan 17.595, 00 TL maddi tazminatın davalıdan
tahsili ile manevi tazminat hakkında verilen karar kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine
yer olmadığına hükmedilmiştir. Verilen bu ikinci karar da yine davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Adi ortaklığın aktifinin sadece davalının banka hesaplarındaki para olduğu kabul edilerek sonuca
gidilmiş ise de; davalı, davacının da sözleşme konusu programlardan satmasına

rağmen davalı payını ödemediğini ileri sürerek buna yönelik olarak davacı şirketin defter kayıt ve
belgelerinin incelenmesini istemiştir. Davacı da dava dilekçesinde davalı tarafından yazılan
programlardan 354, 00 TL'den 45 adedini sattığını kabul etmiştir.
Bu durumda, davacıya adi ortaklık ilişkisinin devam ettiği döneme ait ticari defter, kayıt belgeleri
ibraz ettirilerek ve bilirkişi heyetine mali müşavir de dahil edilip davacının adi ortaklık ilişkisi
nedeniyle program satarak elde ettiği gelir miktarı da en az dava dilekçesinde kabul ettiği miktar ve
birim fiyat üzerinden hesaplanıp adi ortaklığın toplam aktifi belirlendikten sonra bu gelirin elde
edilmesi için yapılan veya yapılması gereken masraf ve giderler düşüldükten sonra taraflar
arasındaki sözleşmede kararlaştırılan paylaşım oranı uyarınca davacının istemekte haklı olduğu
tasfiye payı alacağı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp maddi tazminat
istemine yönelik olarak davanın sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme ile kâr payı alacağı
ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan yerel mahkemenin ilk kararında, 10.000, 00 TL manevi tazminata da hükmedilmiş olup
davalının temyizi üzerine hüküm araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur. Dairemizin bozma
ilamında, davalının manevi tazminata yönelik veya bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz
itirazlarının reddine karar verildiğine dair bir ifade bulunmamaktadır. Dolayısıyla bozma kapsamı
dışında kaldığından kararın bu kısmının kesinleştiğinin söylenilmesi mümkün değildir. Dava
tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 98/II. maddesindeki yollama nedeniyle
haksız fiilden ... sorumluluğa ilişkin hükümler kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır
ise de; aynı Kanunun 49. maddesi hükmünce manevi tazminata hükmedilebilmesi için sözleşmeye
aykırılık hallerinin, karşı tarafın kişilik haklarına haksız bir saldırı oluşturması gerekir. Somut olayda
davalı adi ortağın satış yetkisi olmamasına rağmen kendi adına ve daha ucuz fiyatla programı
pazarlaması şeklindeki sözleşmeye aykırı eylemi davacı adi ortak şirketin kişilik haklarına haksız
saldırı niteliğinde değildir. Bu halde, koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddi yerine
yanlış değerlendirme sonucu kısmen kabule dair kararın kesinleştiğinden bahisle bu konuda
yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı
olmuştur.
Belirtilen sebeplerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.
bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının
istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün
içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 24.12.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Bu içerik ERGÜR AI Legal Collector tarafından resmî karar metni esas alınarak hazırlanmıştır.