Kararın Özeti
Uyuşmazlık, asıl borçluya izafeten acenta aleyhine alınan ilama dayanılarak acentanın şahsi mallarına haciz yöneltilip yöneltilemeyeceğine ilişkindir. Yargıtay, acentanın aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmelerden doğan ihtilaflarda müvekkili adına taraf olabileceğini, ancak sorumluluğunun vekil sorumluluğu niteliğinde olduğunu ve borçtan şahsen sorumlu tutulamayacağını değerlendirmiştir. Bu nedenle acentanın şah…
Tam Karar Metni
YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ
Tarih: 07.06.2005 Esas: 2005 / 10519 Karar: 2005 / 12250
Acentaya Karşı Müvekkiline İzafeten Dava Açılabilir - Acentanın
Sorumluluğu Vekilin Sorumluluğu Gibidir.
Özet:
Acenta aracılık ettiği veya akdettiği mukaveleden doğan ihtilaflarda müvekkili namına dava
açabileceği gibi müvekkiline izafeten kendisine karşı da dava açılabilir. Ancak hüküm müvekkil
hakkında kurulur. Çünkü acentanın sorumluluğu, vekilin sorumluluğu gibidir. Açıklanan nedenlerle
takip alacaklısının vekil acentanın şahsi mallarına yönelik haciz talimatının iptaline ilişkin icra
mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur.
Mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 31.3.2005 tarih, 2544-6910 sayılı daire ilamının
müddeti içinde tashihen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya
mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
TTK'nun 119. maddesi uyarınca acenta aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her
türlü ihtar, ihbar veya protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili namına yapmaya ve bunları
kabule yetkilidir. Bu gibi mukavelelerde çıkacak ihtilaflardan dolayı acenta müvekkili namına dava
açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Nitekim somut olayda gözlendiği gibi
takip dayanağı ilamın asıl borçlusuna izafeten acenta aleyhine açılan dava sonucunda alındığı ve
hükmün de acenta aleyhine değil, asıl borçluya izafeten kurulduğu ve icra takibinin de bu kurallara
uygun olarak yapıldığı görülmüştür. Yukarıda açılanan maddeden de anlaşılacağı üzere acentanın
sorumluluğu aynen bir vekilin sorumluluğu gibi olup borçtan şahsi sorumluluğu doğmaz. Dairemizin
süregelen içtihatlarında ve Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih 1997/12-517 Esas, 1997/776
Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere "ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür.
Hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. İcra mahkemesince ilamın infaz edilecek kısmı yorum
yolu ile belirlenemez" yönündeki kural istisnasız olarak uygulanmakta ise de; bu kural, genel
nitelikte olup, takip dayanağı ilamda yer alan asıl borçluya izafeten acentanın sorumluluğu (aynen
bir vekilin sorumluluğu gibi olduğundan) ile örtüşmediğinden takip alacaklısının vekil acentanın
şahsi mallarına yönelik haciz talimatının iptaline ilişkin icra mahkemesi kararı yerindedir. O halde
mahkeme kararının onanması gerekirken bozulduğu anlaşılmakla müşteki vekilinin karar düzeltme
isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Şikayetçi vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile dairemizin 31.03.2005 tarih
2005/2544-6910 sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı
nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 11.20 YTL onama
harcı peşin alındığından mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 07.06.2005
gününde oybirliğiyle karar verildi.