YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ

Tarih: 30.05.2019 Esas: 2018/5704 Karar: 2019/2621

Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Akdî İlişkinin Devam Ettiği, Yüklenicinin İşi Bırakmadığı, İşyerini Terk Edip Gitmediği Sürece Gerçekleştirilen İş Ve İmalâtların Yüklenici Tarafından Gerçekleştirildiği Karine Olarak Kabul Edilmektedir.

Özet:

Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından gerçekleştirildiği karine olarak kabul edilmektedir. Yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalâtlar belirlenmiş ise bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğünde, teslim, fesih ya da terkten sonra karine iş sahibi ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye aittir.

Mahkemesi: Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş, duruşma talebi kabul edilerek 16.04.2019 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekili Avukat … ile davalı şirket yetkilisi … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

K A R A R

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine dair verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi’nin davalı istinaf başvurusunun esastan reddine dair verdiği karar yine yasal süresi içinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp bir isabetsizlik bulunmaksızın karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında imzalanan 04.10.2013 tarihli sözleşme ile davacı yüklenici davalı iş sahibine ait otelin genel mahaller ve odaların mobilya imalâtı ile montaj işlerinin yapımını üstlenmiştir. Sözleşmede bedel birim fiyat olarak kararlaştırılmıştır. Davacı yüklenicinin iddiasına göre işi tamamlayıp teslim etmesinden, davalı iş sahibinin iddiasına göre de yüklenicinin işi eksik bırakıp işyerini teslim etmesinden sonra davalı iş sahibince … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/7 D. iş dosyasında yaptırdığı delil tespiti sonrası düzenlenen inşaat bilirkişisi raporunda sözleşmeye göre yüklenici tarafından üstlenildiği halde yapılmayan ve ayıplı olarak yapılan imalâtlar belirlenmiştir.

Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından gerçekleştirildiği karine olarak kabul edilmektedir. Yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalâtlar belirlenmiş ise bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğünde, teslim, fesih ya da terkten sonra karine iş sahibi ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye aittir. Somut olayda, teslim veya terkten sonra iş sahibi tarafından yaptırılan delil tespiti sonrasında bir kısım eksik ve kusurlu imalâtlar belirlenmiş, tespit raporu yükleniciye tebliğ edilmesine rağmen yüklenici tarafından itiraz dilekçesi verilmediği gibi, bu tespitten sonra belirlenen bulguların aksinin tespiti için ayrı bir delil tespiti de yaptırılmamıştır. Mahkemece yaptırılan keşfe bağlı olarak düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda keşif tarihi itibariyle eksik ve kusurlu iş ve imalât bulunmadığı belirtilmiş ise de; davalı iş sahibi bunları kendisinin tamamlattığını savunmuştur. Davacı yüklenici tarafından az yukarıda açıklandığı üzere teslim ve terkten sonra saptanan eksik ve kusurlar yönünden iş sahibi lehine olan karinenin aksi yani delil tespitinden sonra işe devam edilerek eksik ve kusurların kendisi tarafından giderildiği yasal delillerle kanıtlanamamıştır.

Bu durumda mahkemece davalının talebiyle … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/7 D. iş sayılı delil tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda yapılmadığı ve ayıplı olarak yapıldığı tespit edilen iş ve imalâtları dikkate alıp bunların bedeline hak kazanmadığı gözetilerek hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan davacının eksik ve ayıplı işler dışında gerçekleştirdiği yüklenicinin imalâtlar nedeniyle sözleşme fiyatlarıyla hak ettiği imalât bedeli konusunda gerekçeli ve denetime elverişle ek rapor alınıp ihtilâfsız ödeme miktarı düşüldükten sonra işlemiş faiz hesabı da yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı miktarda alacak ve bunun işlemiş faizi üzerinden itirazın iptâline karar verilmesi doğru olmamış, bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesinin kararının bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi Kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün davalı yararına BOZULMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 30.05.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.