YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ

Tarih: 26.02.2019 Esas: 2018/4438 Karar: 2019/802

Nama İfaya İzin Verilebilmesi İçin Sözleşmenin Feshedilmemiş, Yani Yürürlükte Olması, Borçlunun Edimin İfasında Temerrüte Düşmesi Ve Borcun “Yapma Borcu”Na Dair Bulunması Gerekir. 

Özet:

Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği taktirde alacaklı, (arsa sahibi) masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir. İstemin hukuki dayanağını sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 97. maddesi oluşturmaktadır. Yasa hükmüne göre nama ifaya izin verilebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş, yani yürürlükte olması, borçlunun edimin ifasında temerrüte düşmesi ve borcun “yapma borcu”na dair bulunması gerekir. 

Mahkemesi : Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davalılar …, …, …, … ve … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan nama ifaya izin talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, görevli ve yetkili … Bölge Adliye Mahkemesi’nin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar, davalı arsa sahipleri tarafından temyiz edilmiştir.

Davacılar davalarında, 30794 ada 2 parselde kain taşınmazın hissedarı olduklarını, davalılardan … ve …’ın, 08.04.2008 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nin yüklenicileri olduğunu, diğer davalıların ise bu kat karşılığı inşaat sözleşmesine katılan arsa sahipleri olduğunu, sözleşmeye göre yüklenicinin inşaatı eksiksiz olarak tamamlayıp, anahtar teslimi yaptıktan sonra en geç 3 ay içerisinde iskan raporunu alması gerektiğinin kararlaştırıldığını, binanın genel olarak tamamlandığını, dairelerin arsa sahiplerine teslim edildiğini, ancak yüklenici tarafından iskan alınması için gereken eksiklerin tamamlanmadığını, …’ya, Vergi Dairesi’ne, Belediyelere, yapı denetim firmasına yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, yüklenicilere düşen 15 numaralı dairenin halen tapuda diğer davalılar adına kayıtlı olduğunu, iskan alınması için eksikliklerin tamamlanmasına ve borçların ödenmesine yanaşmadıklarını belirterek gerekli ödemelerin yapılması, eksikliklerin tamamlanması için yükleniciye düşen ve halen diğer davalılar adına kayıtlı olan 15 nolu bağımsız bölümün satışına (bedeli inşaatta kullanılmak üzere) izin verilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Davalı …,…, …, …, … savunmalarında iskan alma yükümlülüğünün diğer davalı müteahhitlere ait olduğunu, arsa sahibi olarak dava açılmasına sebebiyet vermediklerini, davalı olarak davanın kendilerine yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 15 numaralı bağımsız bölümün sözleşmeye göre yükleniciye düşen bir daire olmadığını, satışa izin davasının sözleşmeyi yüklenici sıfatı ile imza eden kişiye karşı açılabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemişler, diğer davalılar yargılamaya katılmamışlardır.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile 30794 Ada 2 Parsel sayılı taşınmazda kain 15 nolu bağımsız bölümün halen arsa sahipleri …,…, ……… ve … üzerine kayıtlı olduğu anlaşılmakla, bedeli yönetimce yapılan masraf, eksik ve kusurlu imalâtların giderilebilmesi, iskan almak adına gerekli giderlerin karşılanabilmesi (bedeli inşaatta kullanılmak üzere) hususlarında kullanılmak üzere davacılar …, … ve … tarafından satışına izin verilmesine karar verilmiş, bu karara karşı süresi içinde davalı arsa sahipleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği taktirde alacaklı, (arsa sahibi) masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir. İstemin hukuki dayanağını sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 97. maddesi oluşturmaktadır. Yasa hükmüne göre nama ifaya izin verilebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş, yani yürürlükte olması, borçlunun edimin ifasında temerrüte düşmesi ve borcun “yapma borcu”na dair bulunması gerekir. Hakim bu talep üzerine konusunda uzman bilirkişi yardımı ile keşif yaparak eksik bırakılan ve ayıplı yapılmış olan iş kalemlerini ve bunların tamamlanması ile giderilmesi masraflarını, imalâtın metraj, yöntem ve takribi bedellerini, diğer kurumlara olan borçları ve iskan masraflarını tahminen saptayarak izin kararını verir. İzin kararının hüküm fıkrasında da eksik ve ayıplı iş kalemleri ve diğer borç ve masrafların her birinin tahmini masrafları tek tek gösterilir. Genel nitelikli yetki ve izin verilemez. Bu durumda mahkemece; infazda tereddüde yol açmamak için nama ifasına izin ve yetki verilen iş ve işlemleri hüküm fıkrasında tek tek belirtilip gösterilmek veya bu nitelikte olduğu denetim sonucu anlaşılacak infazı mümkün hüküm kurulması ve nama ifa için belirlenen giderlerin ne suretle karşılanacağının gösterilmesi gerekirken, HMK’nın 297/2. maddesine aykırı olarak, infazda tereddüde yer verecek şekilde genel ifadelerle satışı izin verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma kararı başvurunun esastan reddi kararına ilişkin olduğundan HMK 373/1. mad gereğince başvurunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve bozma kararı doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılar …, …, …, … ve …’e geri verilmesine, 26.02.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.