YARGITAY 15.HUKUK DAİRESİ

Tarih: 24.12.2018 Esas: 2018/2282 Karar: 2018/5240

Adi Ortaklık Sözleşmesi – Borçlar Kanunu – Maddi Manevi Tazminat

Özet:

Davacıya adi ortaklık ilişkisinin devam ettiği döneme ait ticari defter, kayıt belgeleri ibraz ettirilerek ve bilirkişi heyetine mali müşavir de dahil edilip davacının adi ortaklık ilişkisi nedeniyle program satarak elde ettiği gelir miktarı da en az dava dilekçesinde kabul ettiği miktar ve birim fiyat üzerinden hesaplanıp adi ortaklığın toplam aktifi belirlendikten sonra bu gelirin elde edilmesi için yapılan veya yapılması gereken masraf ve giderler düşüldükten sonra taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan paylaşım oranı uyarınca davacının istemekte haklı olduğu tasfiye payı alacağı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme ile kâr payı alacağı ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 98/II. maddesindeki yollama nedeniyle haksız fiilden … sorumluluğa ilişkin hükümler kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır ise de; aynı Kanunun 49. maddesi hükmünce manevi tazminata hükmedilebilmesi için sözleşmeye aykırılık hallerinin, karşı tarafın kişilik haklarına haksız bir saldırı oluşturması gerekir.

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan kâr payı alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kâr payı alacağı yönünden kısmen kabulüne, manevi tazminat hakkında verilen karar kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-Davacı, davalının adi ortaklık sözleşmesi mahiyetindeki 16.07.2005 tarihli “özel anlaşmadır” başlıklı sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle uğradığını iddia ettiği 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL de manevi zararlarının tazminini istemiştir. Davalı ise cevap dilekçesi diğer savunmalarında sözleşme hükümlerinin öncelikle davacı tarafça ihlal edildiğini sürerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece maddi tazminat talebiyle ilgili ıslah da gözetilerek, davalının sözleşme konusu programları bizzat satarak elde ettiği gelir olarak tespit edilen 23.460-TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalının temyizi üzerine bu karar Dairemizin 09.02.2016 gün, 2016/94 Esas, 2016/816 Karar sayılı ilamıyla uyuşmazlığın 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklı hükümlerine uygun olarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda çözülmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra bilirkişiden ek rapor alınmış, ilk kararda hüküm altına alınan davalının program satışından elde ettiği belirlenen gelirin sözleşmedeki paylaşım oranına göre davacı şirkete düşen %75’i olan 17.595,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile manevi tazminat hakkında verilen karar kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Verilen bu ikinci karar da yine davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Adi ortaklığın aktifinin sadece davalının banka hesaplarındaki para olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de; davalı, davacının da sözleşme konusu programlardan satmasına
rağmen davalı payını ödemediğini ileri sürerek buna yönelik olarak davacı şirketin defter kayıt ve belgelerinin incelenmesini istemiştir. Davacı da dava dilekçesinde davalı tarafından yazılan programlardan 354,00 TL’den 45 adedini sattığını kabul etmiştir.

Bu durumda, davacıya adi ortaklık ilişkisinin devam ettiği döneme ait ticari defter, kayıt belgeleri ibraz ettirilerek ve bilirkişi heyetine mali müşavir de dahil edilip davacının adi ortaklık ilişkisi nedeniyle program satarak elde ettiği gelir miktarı da en az dava dilekçesinde kabul ettiği miktar ve birim fiyat üzerinden hesaplanıp adi ortaklığın toplam aktifi belirlendikten sonra bu gelirin elde edilmesi için yapılan veya yapılması gereken masraf ve giderler düşüldükten sonra taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan paylaşım oranı uyarınca davacının istemekte haklı olduğu tasfiye payı alacağı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme ile kâr payı alacağı ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Öte yandan yerel mahkemenin ilk kararında, 10.000,00 TL manevi tazminata da hükmedilmiş olup davalının temyizi üzerine hüküm araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur. Dairemizin bozma ilamında, davalının manevi tazminata yönelik veya bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildiğine dair bir ifade bulunmamaktadır. Dolayısıyla bozma kapsamı dışında kaldığından kararın bu kısmının kesinleştiğinin söylenilmesi mümkün değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 98/II. maddesindeki yollama nedeniyle haksız fiilden … sorumluluğa ilişkin hükümler kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır ise de; aynı Kanunun 49. maddesi hükmünce manevi tazminata hükmedilebilmesi için sözleşmeye aykırılık hallerinin, karşı tarafın kişilik haklarına haksız bir saldırı oluşturması gerekir. Somut olayda davalı adi ortağın satış yetkisi olmamasına rağmen kendi adına ve daha ucuz fiyatla programı pazarlaması şeklindeki sözleşmeye aykırı eylemi davacı adi ortak şirketin kişilik haklarına haksız saldırı niteliğinde değildir. Bu halde, koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddi yerine yanlış değerlendirme sonucu kısmen kabule dair kararın kesinleştiğinden bahisle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Belirtilen sebeplerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 24.12.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.