YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Tarih: 21.12.2017 Esas: 2016/9095 Karar: 2017/15134

Boşanma – Taraflarca Dayanılmayan Vakıalar Hükme Esas Alınamaz.

Özet:

Dava, boşanma talebine ilişkindir. Taraflarca dayanılmayan vakıalar hükme esas alınamaz ve kusur olarak yüklenilemez. Yerel mahkemece, erkeğin eşini aşağılaması ve küçük düşürücü hareketlerde bulunması kusur olarak kabul edilmiştir. Söz konusu vakıalara davacı kadın tarafından dayanılmamasına rağmen davalı erkeğe kusur olarak yüklenilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. 

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, manevi tazminat, velayet, iştirak ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY KARARI

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir

2- Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin eşine ilgi göstermediği, aile birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmediği, eşini aşağılayıcı ve küçük düşürücü hareketlerde bulunduğu, eşine karşı güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle ağır kusurlu bulunmuştur.

Davalı erkeğin eşine karşı güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu kanıtlanamamıştır. Taraflarca dayanılmayan vakıalar hükme esas alınamaz (HMK m. 25) ve kusur olarak yüklenilemez.

Mahkemece erkeğin eşini aşağılaması ve küçük düşürücü hareketlerde bulunması kusur olarak yüklenilmiş ise de bu vakıalara davacı kadın tarafından dayanılmamış olup erkeğe kusur olarak yüklenilmesi doğru olmamıştır.

Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davalı erkeğin diğer kusurlu davranışları ise kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi koşulları davacı kadın yararına oluşmamıştır. Bu itibarla davacı kadının manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken isteğin kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

3- Velayet kamu düzenine ilişkin olup re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Velayetin düzenlenmesinde aslolan çocuğun üstün yararıdır. Mahkemece velayet düzenlemesi yapılırken uzman görüşüne başvurulmamıştır.

Bu durumda, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunu’nun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenip; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumlarının bulunup bulunmadığının araştırılması ve diğer deliller de göz önüne alınarak velayet konusunda bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre iştirak nafakasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.12.2017