YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

Tarih: 27.06.2016 Esas: 2015 / 7330 Karar: 2016 / 8358

Haksız Şikayet Nedeniyle Tazminat Talebi – İhbar ve Şikayet Hakkının Kullanılmasında Anayasal Sınırlar

Özet:

Davacı, haksız şikayet hukuksal nedenine dayalı olarak manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Haksız şikayet nedeniyle manevi tazminata karar verilebilmesi için manevi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması gerekir. Dosya içeriğinden, davalının, davacıyı adli ve idari yönden değişik zaman dilimlerinde birden fazla kere şikayet ettiği, şikayetlerin sayısı ve yöntemi göz önünde bulundurulduğunda şikayet hakkını anayasal hak olmaktan çıkarıp taciz boyutuna ulaştırdığı anlaşılmaktadır. Açıklanan olgular dikkate alınarak davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, anayasal şikayet hakkının kullanılmasında yasal sınırın aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

Davacı… vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 14/03/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 20/03/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, …Bakanlığına bağlı….Anaokulunda müdür olarak görev yaptığını, davalının da aynı okulda öğretmen olarak çalıştığını, davalının kendisini bir çok kez adli ve idari mercilere şikayet ettiğini belirterek anayasal şikayet hakkının sınırlarının aşılması sonucu kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek manevi zararının tazminini istemiştir.

Davalı, anayasal şikayet hakkı çerçevesi içinde şikayet hakkını kullandığını, davacı hakkında idari soruşturma sonucu kınama cezası verildiğini ve görev yerinin değiştirildiğini, adli yönden ise beraat ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verilmesinin şikayete konu eylemlerin işlenmediği anlamına gelmeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, anayasal şikayet hakkının kullanılmasında yasal sınırın aşılmadığı, bu nedenle manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.

Dosya kapsamından; davalının davacı hakkında kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik suçlarından şikayetleri üzerine başlatılan adli soruşturmalar neticesinde … Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/12370, 2013/22052, 2013/36683, 2013/944 ve 2013/46118 soruşturma sayılı dosyalarında davacı hakkında soruşturma izni verilmemesi ve delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, hakaret suçundan açılan kamu davasında beraat kararı verildiği, idari soruşturmalar neticesinde ise davacının kınama cezası ile cezalandırılmasına ve görev yerinin değiştirilmesine karar verildiği, ancak idari nitelikteki disiplin cezalarının idari yargıda iptal edildiği anlaşılmaktadır.

Manevi tazminata karar verilebilmesi için; 4721 sayılı TMK’nın 24. maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırı bulunması, kişilik hakkı zedelenen kişinin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması gibi eylemi haklı kılan ve manevi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması zorunludur.

Anayasa’nın 36. maddesi hükmüne göre herkes, yasal vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu madde ile tanınmış olan hak arama, bir başka deyişle ihbar ve şikayet hakkının kullanılması nedeniyle kişilik hakları zarara uğrasa bile, hak arama özgürlüğü üstün bir hak olarak hukuka uygunluk nedeni sayıldığından bundan zarar gören kişilerin tazminat hakkının doğmayacağı kuşkusuzdur. Ancak bu özgürlük sınırsız olmayıp, ihbar ve şikayet hakkının kasten ve zarar verme amacı ile veya keyfi olarak ya da uzak ihtimallere göre, herhangi bir delil ve emare bulunmadan, yeteri kadar araştırma yapılmaksızın kullanılmaması gerekir. Aksi halde hak arama özgürlüğünün kötüye kullanılmış olması nedeniyle hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkacağından manevi tazminata karar verilmesi gerekeceğinden de kuşku duyulmamalıdır.

Davalının, davacıyı adli ve idari yönden değişik zaman dilimlerinde birden fazla kere şikayet etmesi bu bağlamda şikayetin sayısı, yöntemi dikkate alındığında şikayet hakkını anayasal hak olmaktan çıkarıp taciz boyutuna ulaştırmıştır. Şikayet hakkı davalı tarafından kötüye kullanıldığından, davacının kişilik hakları ile davalının şikayet hakkı arasındaki çatışan yararlar dengesi, davacı aleyhine bozulmuştur. Mahkemece, açıklanan olgular gözetilerek davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Karar, açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.