YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

Tarih: 14.05.2019 Esas: 2018/1104 Karar: 2019/4458

Konut Satışı – Görevli Mahkeme

Özet:

Dava, konut satışına ilişkin sözleşme nedeniyle davacı tarafından davalı tarafa ödenen satış bedelinin, konutun teslim edilmediği iddiasıyla iadesi için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketçe yapımı üstlenilen inşaattan daire satın aldığını, sözleşmede davacıya teslim edilecek dairede yapılacak imalatların belirlendiğini, satış bedeli olarak kararlaştırılan tutarın bir bölümünü ödediğini, geriye kalan tutarın ise dairenin teslimi sırasında ödeneceğini ancak dairenin davalı şirket tarafından teslim edilmediğini ileri sürmüştür. İddianın ileri sürülüş biçimine göre, davacı (tüketici) ile davalı (satıcı) arasında 6502 sayılı kanun kapsamında bir tüketici işleminin bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde ilk derece mahkemesince; o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa davanın tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği gözetilmeden, genel mahkeme sıfatıyla uyuşmazlığın esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 14/05/2019 tarihinde taraflardan kimsenin gelmemiş olması nedeniyle işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I 

Davacı; davalı şirket ile imzaladığı konut satışı sözleşmesi gereği … nolu daireyi satın aldığını, adına hareket eden … ve … toplam 84.000 TL’yi davalı şirkete banka kanalıyla ödediklerini, ancak ödenen bedelin iadesi için başlattığı takibe davalı şirketin haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptalini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

Davalı, davacının ödeme emrinde bildirdiği borcun sebebinin konut satış sözleşmesi olduğunu ileri sürmek suretiyle alacak nedenini değiştirdiğini, iddianın değiştirilmemesine muvafakat etmemesi nedeniyle davacının takibe konu alacağın varlığı ve miktarını ispat etmesi gerektiğini, ayrıca davacıya konut satışı yapıldığı ve ödemenin 3. kişiler tarafından yapıldığı yönündeki iddiayı da kabul etmediğini savunarak, davanın reddini ve davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince; taraflarca tapuya kayıtlı taşınmazın satışı hususunda imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmamış olması nedeniyle geçersiz olduğu, davalı tarafın icra takibinde sadece borca itiraz ettiği, takibe dayanak sözleşmedeki imzasına itiraz etmediği, ayrıca cevap dilekçesi ve sonraki dilekçelerinde de sözleşmedeki imzasına herhangi biri itirazda bulunmadığı, davacı tarafından gönderilen paraları herhangi bir itirazi kayıt sunmadan tahsil eden davalı tarafın söz konusu havalelerin başka bir ilişkiden kaynaklandığına dair herhangi bir açıklama ve delil sunmaması karşısında borcu kabul ettiği, davacı tarafça havale edilen tutar toplamının 84.000 TL olduğu, davalının haksız yere yapılan icra takibine itiraz ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dava, konut satışına ilişkin sözleşme nedeniyle davacı tarafından davalı tarafa ödenen satış bedelinin, konutun teslim edilmediği iddiasıyla iadesi için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra, “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde;“Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3 üncü maddesinde; “Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları, Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak” tanımlanmıştır.

Aynı Kanunun 73 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür.

Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1 inci maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay tarafından re’sen incelenir.

Somut olayda; davacı, davalı şirketçe yapımı üstlenilen inşaattan daire satın aldığını, sözleşmede davacıya teslim edilecek dairede yapılacak imalatların belirlendiğini, satış bedeli olarak kararlaştırılan tutarın bir bölümünü ödediğini, geriye kalan tutarın ise dairenin teslimi sırasında ödeneceğini ancak dairenin davalı şirket tarafından teslim edilmediğini ileri sürmüştür. İddianın ileri sürülüş biçimine göre, davacı (tüketici) ile davalı (satıcı) arasında 6502 sayılı kanun kapsamında bir tüketici işleminin bulunduğu anlaşılmaktadır.

O halde ilk derece mahkemesince; o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa davanın tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği gözetilmeden, genel mahkeme sıfatıyla uyuşmazlığın esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK’nun 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.

2- Bozma nedenine göre davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 14/05/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.