YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

Tarih: 16.05.2019 Esas: 2017/4647 Karar: 2019/3855

Anonim Şirketin Olağan Genel Kurul Toplantısında Alınan Kararların Butlanı

Özet:

Dava, davalı anonim şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların butlanı, olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı ortağın temsilcilerinin vekaletteki eksiklikler gerekçe gösterilerek haksız olarak toplantıya alınmaması davacıya iptal davası açma hakkı verir, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu yönündeki kabulü yerindedir. Ancak, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı yönünde gerekçeye yer verilmişse de tek başına bu aykırılık genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacak olup, mahkemece 6102 saylı TTK’nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir karar yönünden inceleme yapılması sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/01/2017 tarih ve 2016/857 E. – 2017/6 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 06/07/2017 tarih ve 2017/319-2017/405 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.05.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalı şirkette %16 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 2015 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 03/08/2016 tarihinde yapıldığını, ancak, davacı şirket temsilcilerinin toplantının yapıldığı yerde bulunmalarına rağmen oy kullanmalarının haksız ve hukuka aykırı şekilde engellendiğini, davacı şirket yetkili temsilcilerinin toplantı öncesinde ibraz ettikleri vekaletnamede pay adedinin yer almadığı, noter tasdikli imza sirkülerinin vekaletnameye eklenmemiş olduğu gerekçesiyle davacı şirket yetkili temsilcilerin toplantıya alınmadığını, oysa ibraz edilen vekalet ve imza sirkülerinin yeterli bulunduğunu, genel kurul toplantısına katılma, oy kullanma, bilgi alma ve denetçi talebinde bulunma gibi kanundan kaynaklanan vazgeçilmez ve müktesep hakları ihlal edilen davacı şirketin haksız olarak toplantıya katılmaması sonucunda alınan tüm kararların TTK’nın 447. maddesi kapsamında batıl olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 03/08/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanına karar verilmesini, aksi halde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu genel kurul toplantısında davacı tarafı temsil etmek üzere toplantıya katılmak isteyenlerce sunulan vekaletnamenin geçersiz olduğunu, vekaleti verenin pay sahibini temsile yetkili olduğunu ispata dair sunulan imza sirkülerinin de kanunun aradığı şartlara haiz olmadığını, bu nedenle davacı temsilcilerinin toplantıya katılmalarının haksız olarak engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, kaldı ki, davacının sahip olduğu oy oranının alınan kararların sonucunu değişmeye etki edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, vekaletnamede pay oranının bulunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen şekil şartlarına göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı temsilcilerinin genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı yanın TTK’nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.

Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK’nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1- Dava, davalı anonim şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların butlanı, olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.

6102 sayılı TTK’nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri…” hükmü mevcuttur.

Somut olayda davacı ortağın temsilcilerinin vekaletteki eksiklikler gerekçe gösterilerek haksız olarak toplantıya alınmaması davacıya iptal davası açma hakkı verir, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu yönündeki kabulü yerindedir. Ancak, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı yönünde gerekçeye yer verilmişse de tek başına bu aykırılık genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacak olup, mahkemece 6102 saylı TTK’nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir karar yönünden inceleme yapılması sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.