YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ

Tarih: 20.02.2019 Esas: 2016/15927 Karar: 2019/1791

Trafik Kazasından Kaynaklanan Ölüm Nedeniyle Maddi Tazminat İsteminde, İlk Olarak Zararla İlgili İndirim Sebepleri Uygulanarak Gerçek Zarar Belirlenecek, Sonra Da Tazminattan İndirim Nedenleri Uygulanacaktır.

Özet:

Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Destek 10 yaşında vefat etmiş olup, hayatın olağan akışına göre ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları, yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babaya %25’er pay verilmesi gerektiği ancak desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay vererek yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14’er pay verilmesi, daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5’er pay verilmesi, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekirken, bu hususları gözetmeden hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Tazminatın saptanması için öncelikle zararın belirlenmesi gerekir. Bu nedenle ilk olarak zararla ilgili indirim sebepleri uygulanarak gerçek zarar belirlenecek, sonra da tazminattan indirim nedenleri uygulanacaktır.

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili asıl davada; harca esas değeri 2.000,00 TL göstererek, 05.12.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıların sürücüsü ve maliki olduğu aracın yaya murise çarpması sonucu murisin vefat ettiğini, müvekkillerinin murisin anne, baba ve kardeşleri olduğunu beyanla, 6100 sayılı yasanın 107. maddesi uyarınca destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının belirlenerek, sorumluluğun derecesine ve maddi zararın kapsamına göre yargılamanın son aşamasında miktarı bildirilecek manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi ile davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsilini talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini davacı baba … için 10.285,74 TL, anne … için 10.285,74 TL’ye yükseltmiş, davacı baba … için 14.000,00 TL manevi, anne … için 14.000,00 TL manevi, davacı kardeşler… için ayrı ayrı 8.000,00’er TL manevi tazminat talep etmiştir.

Davacılar vekili birleşen davada; 05.12.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın yaya murise çarpması neticesi murisin vefat ettiğini, müvekkillerinin murisin anne ve baba olduğunu beyanla, 6100 sayılı yasanın 107. maddesi uyarınca 2.000,00’er TL maddi tazminatın olay tarihinden sigortacı yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalılar davanın ayrı ayrı reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile … için 10.285,74 TL, … için 10.285,74 TL maddi tazminatın davalı … şirketi yönünden 23/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz, diğer davalılar için 05/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, … ve … için ayrı ayrı 8.000,00 TL, … için ayrı ayrı 4.000,00 TL manevi tazminatın davalılar …, …’den olay tarihi olan 05/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Bir insanın ölümü hukukî anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. İşte 6098 sayılı TBK 53/3. maddesinin öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK’nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.

Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Ölenin parasal veya bedensel destekliğinin derecesi ile bundan yoksun kalanların tazminat isteklerinin ölçüsü ya da hesaplama yöntemi konusunda öğretide görüş birliği yoktur. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.

Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtılması da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da, bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır.

Somut olayda, destekten yoksun kaldığını iddia eden davacılar, müteveffanın annesi ve babası olup mahkemece hükme esas alınan 15.4.2015 tarihli bilirkişi raporunda müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı 18 yaşından evlenene kadar %25’er, evlendikten sonra %15’er, çocuk olunca %10’ar oranında desteklik payı olarak davacılara ayrılmıştır.

Oysa, destek 10 yaşında vefat etmiş olup, hayatın olağan akışına göre ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları, yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babaya %25’er pay verilmesi gerektiği ancak desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay vererek yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14’er pay verilmesi, daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5’er pay verilmesi, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekirken, bu hususları gözetmeden hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.

3-TMK’nun 185. madde hükmü gereğince, anne-baba birlikte çocukların bakımından sorumludur, aynı yasanın 327. maddesinde ise “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” denilmektedir.

Her baba ve annenin çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi (anne ve babadan birinin ya da her ikisinin çalışıp çalışmadığına ilişkin ayrıksı durumlar da göz önüne alınarak) gerekmektedir.

Somut olayda, anne ve baba lehine hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından anne ve babadan ayrı ayrı %10’ar oranında yetiştirme gideri düşülmüştür. Daire uygulamasına göre esasen bu indirimin yapılabilmesi için desteğin yetiştirme giderlerini kısmen de olsa üstlenmiş olan kişilerden olması gerekmektedir. Dosya kapsamında davacı annenin çalıştığına dair delil bulunmamaktadır. Bu durumda davacı annenin çalışmayıp davacı … bakımından hesaplanan tazminattan yetiştirme giderinin indirilmemesi, davacı baba yönünden de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre %5 oranında yetiştirme gideri yapılması gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir.

4- Tazminatın saptanması için öncelikle zararın belirlenmesi gerekir. Bu nedenle ilk olarak zararla ilgili indirim sebepleri uygulanarak gerçek zarar belirlenecek, sonra da tazminattan indirim nedenleri uygulanacaktır.

Hükme esas alınan 15.4.2015 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı baba için oğlunun vefatı nedeniyle destek tazminatı hesaplanmış, hesaplanan tazminattan önce kusur tenzil edildikten sonra, kalan kısımdan da yetiştirme gideri düşülerek bakiye tazminata hükmedilmiştir. Oysa ki baba için hesaplanan tazminattan öncelikle %5 oranında yetiştirme giderinin düşülmesi, daha sonra kusur oranının indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.

5- Her ne kadar bedel artırım dilekçesi ile manevi tazminat talep edilmesi mümkün değil ve mahkemece manevi tazminata hükmedilmiş ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

6- Destek müteveffa …’ın adının gerekçeli karar başlığında davacı olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak değerlendirilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 20/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.