YARGITAY 19.HUKUK DAİRESİ

Tarih: 20.12.2018 Esas: 2018/771 Karar: 2018/6766

Yargıtay Bozma Kararına Uyulması – Usuli Kazanılmış Hak

Özet:

Bozma kararına uyulmakla birlikte davacı lehine kazanılmış usuli hak doğmuştur. Ancak mahkemece bozma üzerine verilen temyize konu yeni kararda hükmüne uyulan bozma kararı ve buna uyulmakla davacı lehine kazanılan usuli hak yok sayılarak yine davacının faiz hesabında TBK 88. ve 120. maddeleri uygulanmıştır. Bu durum muhakeme hukukunun ağır bir ihlali olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Mahkemece yazılan gerekçeler ancak bir direnme kararının gerekçesi olabilir. Dairemizin bozma kararına karşı direnme kararı verilmeyip uyulduktan sonra bozma kararına aykırı hüküm kurulamaz.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince temyiz edilmiştir. Ayrıca davalılar vekilince adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine; mahkemece davalılar vekilinin çıkartılan muhtıraya uymadığından 15/11/2016 gün ve 2015/121 E.-2015/344 K. sayılı ilamın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş, bu ek kararın da davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu.

– K A R A R –

Davacı vekili, davacı banka tarafından davalı … A.Ş. ‘ye diğer davalıların kefaletiyle 2.600.000 USD likitli genel kredi sözleşmesi uyarınca 2.000.000 USD’lik döviz kredisi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine 21.06.1999 tarihinde 167.186.207.839 TL üzerinden hesabın kat edilerek davalılara ihtarname gönderildiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının asıl alacağı fazla miktarda talep ettiğini, faize faiz istediğini, takibin hukuka aykırı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre, davacının talebinde kısmen haklı olduğu gerekçesiyle tahsilde tekerrür etmemek üzere davalıların … 4. İcra Müdürlüğü’nün 2004/17046 sayılı takibe itirazlarının kısmen iptaline, asıl borçlu … Ltd. Şti. yönünden takibin 5.526,781,12 TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.825,071,59 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %150 temerrüt faizi ve faize %5 gider vergisi uygulanmasına, diğer davalı kefillerin ise itirazlarının kısmen iptaliyle takibin 5.299,167,18 TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.825.071,59 TL’ye takip tarihinden itibaren yıllık %150 temerrüt faizi ve %5 gider vergisi uygulanmasına, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 120. maddesindeki sınırlama gereğince 01.07.2012 tarihinden itibaren avans faizinin iki katı oranında temerrüt faizi ve faize %5 gider vergisi uygulanmasına, icra takibinden sonra 24.03.2005 tarihinde 167.482 USD olarak yapılan ödemenin infazda icra müdürlüğünce gözetilmesine ve davalıların tahsilde tekerrür etmemek üzere %40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluklarına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş olup Dairemizin 27.03.2014 tarih, 2013/18039 E. – 2014/5978 K. sayılı ilamı ile “ Davacı banka keşide etmiş olduğu 22.06.1999 tarihli ihtarında, 16.02.1999 tarihli ana para + faiz ve ferilerin toplamı 284.087 USD ile noter harç masrafı 4.700 USD’nin ödenmediğini belirterek 21.06.1999 tarihi itibariyle hesapların tamamının kat edilerek muaccel hale geldiğini belirterek ihtarnamenin düzenlendiği tarih itibariyle muaccel hale gelen 167.186,207,839 TL’nin ödenmesi ile henüz vadesi gelmemiş 1.800.000 USD ana para tutarının bloke edilmesini istemek suretiyle tercihini USD türünde alacağı olduğu yönünde kullanmıştır.

Keza, davadan önce, takip tarihinden sonra yapılan, fakat kısmen uygulandığı anlaşılan protokolde davacı bankanın alacağını USD bazında belirlemiş olması karşısında kat tarihinden takip tarihine kadar yabancı para faizi üzerinden hesaplama yapılmasında ve takip tarihinde TL’ye çevrilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak 6102 sayılı TTK’nun 8. maddesine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Davacı banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi bankacılık işi olup TTK’nun 4/1-f maddesi uyarınca ticari iş niteliğinde bulunduğundan TBK’nun 88 ve 120. maddelerindeki sınırlamalar ticari kredilerde uygulanamaz. Mahkemece bu yön gözetilmeden TBK’nun 120.maddesindeki sınırlama uyarınca yürütülecek temerrüd faizi oranı yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. ” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, işleyecek faiz yönünden TBK 88. ve 120. maddelerinin emredici nitelikte olduğu, 01.07.2012 tarihinden itibaren avans faizinin iki katı tutarında temerrüt faizi üst sınırı getirildiği, TBK 120. maddesi gereğince belirlenecek ticari temerrüt faizinin üst sınırının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, asıl borçlu … Ltd. Şti. yönünden takibin 5.526,781,12 TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.825,071,59 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %150 temerrüt faizi ve faize %5 gider vergisi uygulanmasına, diğer davalı kefillerin ise itirazlarının kısmen iptaliyle takibin 5.299,167,18 TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.825.071,59 TL’ye takip tarihinden itibaren yıllık %150 temerrüt faizi ve %5 gider vergisi uygulanmasına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve ayrıca davalılar vekilince adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.
Dairemizin 12/05/2016 gün ve 2015/17824 E.-2016/8767 K. sayılı ilamıyla adli yardım talebi tüm davalılar yönünden reddedilmiş, eksik harcın tamamlatılması için dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.

Adli yardım talebinin reddi kararına karşı, davalılar vekilince itiraz yoluna başvurulmuş, itiraz 20.HD tarafından reddedilmiştir. Mahkemece, davalılara usulüne uygun muhtıra çıkarılarak temyiz harçlarının yatırılması hususu bildirilmiş ise de, harç eksikliğinin tamamlanmaması üzerine, mahkemece, 15/11/2016 günlü ek karar ile ilamın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş, bu ek karar da davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan 15/11/2016 günlü ek kararın onanması gerekmiştir.

2-Mahkemece verilen 24.12.2012 tarihli karar Dairemizin 2013/18039 Esas 2014/5979 Karar sayılı ve 27.03.2014 tarihli karar ile bozulmuş, bozma kararında ” Ancak 6102 sayılı TTK’nun 8. maddesine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Davacı banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi bankacılık işi olup TTK’nun 4/1-f maddesi uyarınca ticari iş niteliğinde bulunduğundan TBK’nun 88 ve 120. maddelerindeki sınırlamalar ticari kredilerde uygulanamaz. Mahkemece bu yön gözetilmeden TBK’nun 120.maddesindeki sınırlama uyarınca yürütülecek temerrüd faizi oranı yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. ” şeklinde bozma gerekçesi gösterilmiştir. Yerel mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Bozma kararına uyulmakla birlikte davacı lehine kazanılmış usuli hak doğmuştur. Ancak mahkemece bozma üzerine verilen temyize konu yeni kararda hükmüne uyulan bozma kararı ve buna uyulmakla davacı lehine kazanılan usuli hak yok sayılarak yine davacının faiz hesabında TBK 88. ve 120. maddeleri uygulanmıştır. Bu durum muhakeme hukukunun ağır bir ihlali olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Mahkemece yazılan gerekçeler ancak bir direnme kararının gerekçesi olabilir. Dairemizin bozma kararına karşı direnme kararı verilmeyip uyulduktan sonra bozma kararına aykırı hüküm kurulamaz.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle 15/11/2016 günlü ek kararın onanmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 20/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.