YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ 

Tarih: 24.05.2018 Esas: 2018/5340 Karar: 2018/12958

Yeni Norm Kadro Yapısı Düzenlemesi – Yönetim Hakkı – Nakil Yetkisi

Özet :

Nakil yetkisi kötüye kullanılmamışsa nakle rıza göstermemek fesih için geçerli sebep olarak kabul edilmektedir.

DAVA :  Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Hacıoğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y     K A R A R I

A)Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde ……… işyerinde 11/08/2004 tarihinde pasta ustası olarak çalışmaya başladığını, davalı işyerinde Eylül-Ekim-Kasım 2015 aylarında işten çıkarmalar ve görev değişikliklerinin olduğunu, davalı işverenin 01/03/2016 tarihinde sözlü olarak görev değişikliği teklif ettiğini ve aynı gün itibariyle iş sözleşmesinin feshedildiğinin belirtildiğini, davacının pasta ustası olmasına rağmen daha aşağı ve alt rütbede reyon görevlisi olmasının teklif edildiği, teklif edilen işyerinde davacının çalışabileceği unlu mamüller bölümünün bulunmadığını, davalı işverenin görev değişikliği teklifinin asıl gayesinin davacının kendiliğinden iş sözleşmesini sonlandırmasını sağlamak olduğunu, davalı işverenin yönetim hakkını kötüye kullandığını ve objektif davranmadığını, davacı işçinin iş sözleşmesinin feshine neden olan çalışma koşullarında ki değişikliğin geçerli bir sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesini, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreler için ücret ve diğer tüm haklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

B)Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının pasta ustası olarak çalıştığı davalı şirket işyerinde 01/03/2016 tarihinde mağaza kapasitesi ve ekonomik nedenlerden dolayı daha verimli bir çalışma düzeninin sağlanması adına işyerinde yeni norm kadro yapısı düzenlemesi yapıldığını, bu düzenleme nedeniyle davacının yeni bir görevde istihdam edilmesi amacıyla tüm imkânların araştırıldığını ve davacıya şirket içi ihtiyaçlar ve daha önceki deneyimi de değerlendirilerek mevcut ücret ve diğer tüm yan hakları korunmak suretiyle reyon görevlisi olarak çalışması teklif edildiğini, davacının teklifi kabul etmeyerek tüm haklarını alarak ayrılmak istediğini beyan ettiğini, davacının yazılı bildirimin kendisine tebliğ edilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının imzasını taşıyan belgelerin dilekçe ekinde mevcut olduğunu, davacının görevi ile kendisine teklif edilen pozisyon arasında rütbe farkının bulunmadığını, davacının tüm özlük haklarının korunacağı bilgisinin de kendisine verildiğini, davacının işyerinde, mağaza kapasitesi ve ekonomik nedenlerle daha verimli bir çalışma ortamının yaratılması için yeni norm kadro düzenlemesi yapılmasının işverenin yönetim hakkının kullanılması kapsamında olduğunu beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk Derece Mahkemesince, davalı işverenin iş sözleşmesini feshinin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

D)İstinaf başvurusu :

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

E)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :

Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalı işverenin feshin geçerli nedenlere dayandığını ispat edemediği, feshin kaçınılmaz olduğunun ispat edilemediği, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı, davalı işverenin feshinin yerinde olmadığı, fesih işleminin geçerli veya haklı bir sebebe dayanmadığı, yerel Mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun yerinde bir karar olduğu, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davalının yaptığı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

F)Temyiz başvurusu :

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

G)Gerekçe:

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çalışma şartlarında işçi aleyhine esaslı değişiklik olup olmadığı noktasındadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesinde yer alan “İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir sebebe dayandığını veya fesih için başka bir geçerli sebebin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21. madde hükümlerine göre dava açabilir” düzenlemesi, çalışma şartlarındaki değişikliğin kanuni dayanağını oluşturur.

İş sözleşmesinde, gerektiğinde çalışma şartlarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler bulunması halinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilir. Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma şartlarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır. İşçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif olarak kullanılmalıdır. Ayrıca işverenin yönetim yetkisini genişleten bu kayıtların verdiği yetkinin kullanımı, sözleşmede çizilen sınırlara uyularak ve iyiniyetle olmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması niteliğindedir. İşverenin yönetim hakkı kapsamında kalan ya da geçerli sebebe dayanan değişiklikler, çalışma şartlarında esaslı değişiklik olarak nitelendirilemez.

Dosya içeriğine göre, davacının 11/08/2004-01/03/2016 tarihleri arasında davalı işyerinde pasta ustası olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin işletmesel nedenlerle davacının başka bir şubede reyon görevlisi olarak görevlendirildiği, bu görevlendirmeyi kabul etmemesi üzerine iş sözleşmesinin tazminatları ödemek suretiyle feshedildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacının görev yeri değişikliğine ilişkin bildirime el yazısı ile transferi kabul etmediğini, tazminatlarını alarak ayrılmak istediğini belirttiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, davacının çalışma şartlarında esaslı değişiklik yönünden işletmesel gerekliliklerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davalı işverenin sözleşmedeki nakil yetkisini kötüye kullandığı da ispat edilmiş değildir. Dairemiz uygulamasına göre de, nakil yetkisi kötüye kullanılmamışsa nakle rıza göstermemek fesih için geçerli sebep olarak kabul edilmektedir. Feshin son çare olması ilkesi bakımından ise davacı çalışabileceği iş ile ilgili bir beyanda bulunmadığı, ne gibi tedbir alınabileceği kapsamında bir iddiası olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.

Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

H)SONUÇ: 

Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Davanın REDDİNE,

3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 35,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubuyla bakiye 6,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 430,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.05.2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.